Hukukçular Birliği

Nişanlılıkta Sadakat Yükümlülüğü Var mıdır?

Nişanlılıkta Sadakat Yükümlülüğü Var mıdır?

Nişanlılık ilişkisi Türk Medeni Kanunu’nda tarafların ileride evlenme iradelerini ortaya koydukları bir evlenme vaadi olarak düzenlenmiştir. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 118. maddesine göre “Nişanlanma evlenme vaadiyle olur.” Bu hüküm uyarınca nişanlılık, tarafların evlilik amacıyla kurdukları hukuki bir ilişki niteliğindedir.

Uygulamada sıkça merak edilen konulardan biri de nişanlılık döneminde taraflar arasında sadakat yükümlülüğünün bulunup bulunmadığıdır.

Türk Medeni Kanunu’nda evlilik birliği bakımından sadakat yükümlülüğü açık şekilde düzenlenmiştir. Kanunun 185. maddesine göre eşler evlilik birliğinin gerektirdiği sadakat yükümlülüğüne uymak zorundadır. Buna karşılık nişanlılık ilişkisi bakımından kanunda evlilikte olduğu gibi açık bir sadakat yükümlülüğü düzenlenmemiştir.

Bu durum, nişanlılık döneminde tarafların birbirlerine karşı hiçbir yükümlülük taşımadıkları anlamına gelmemektedir. Nişanlılık, tarafların evlenme amacıyla kurdukları ve geleceğe yönelik bir birliktelik iradesini ortaya koydukları bir ilişki niteliğindedir. Bu nedenle nişanlılık ilişkisinin doğası gereği taraflar arasında belirli bir güven ilişkisi bulunduğu kabul edilmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun 120. maddesi nişanın haklı bir sebep olmaksızın bozulması halinde maddi tazminat talep edilebileceğini düzenlemektedir. Aynı şekilde 121. maddede manevi tazminat, 122. maddede ise nişan hediyelerinin iadesine ilişkin hükümler yer almaktadır. Bu düzenlemeler, nişanlılık ilişkisinin yalnızca sosyal bir ilişki olmadığını, belirli hukuki sonuçlar doğurabildiğini göstermektedir.

Bu çerçevede nişanlılardan birinin davranışlarının karşı tarafın güvenini ciddi şekilde zedelemesi, bazı durumlarda nişanın haklı sebeple bozulması sonucunu doğurabilmektedir. Özellikle nişanlılardan birinin başka biriyle ilişki yaşaması veya nişanlılık ilişkisinin devamıyla bağdaşmayacak davranışlarda bulunması uygulamada nişanın haklı nedenle sona erdirilmesine gerekçe olarak ileri sürülebilmektedir.

Yargıtay kararlarında da nişanlılık ilişkisinin taraflar arasında belirli bir güven ilişkisine dayandığı kabul edilmekte ve bu güveni ciddi şekilde sarsan davranışların nişanın haklı sebeple bozulması bakımından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu nedenle nişanlılık dönemindeki bazı davranışlar doğrudan bir sadakat borcu kapsamında düzenlenmemiş olsa da hukuki sonuç doğurabilecek nitelikte görülebilmektedir.

Sonuç Olarak;

Türk Medeni Kanunu’nda nişanlılık ilişkisi bakımından evlilikte olduğu gibi açık bir sadakat yükümlülüğü düzenlenmemiştir. Bununla birlikte nişanlılık, tarafların evlenme amacıyla kurdukları ve karşılıklı güvene dayanan bir ilişki niteliği taşımaktadır. Bu nedenle nişanlılık ilişkisinin doğası gereği tarafların birbirlerine karşı belirli ölçüde sadakat yükümlülüğü altında olduklarının kabul edilmesi gerektiği öğretide de sıklıkla ifade edilmektedir.

Kanaatimizce nişanlılık ilişkisinin taraflar arasında doğurduğu güven ilişkisi dikkate alındığında, nişanlılardan birinin bu güveni ağır şekilde zedeleyen davranışlarının hukuki değerlendirmede önem taşıdığı kabul edilmelidir. Bu nedenle nişanlılık döneminde sadakat yükümlülüğünün açık bir kanun hükmü olarak düzenlenmemiş olması, tarafların birbirlerine karşı tamamen sınırsız bir serbestliğe sahip oldukları anlamına gelmemelidir. Nişanlılık ilişkisinin niteliği gereği tarafların birbirlerinin güvenini koruyacak şekilde davranmaları gerektiği ve bu güveni ağır biçimde zedeleyen davranışların nişanın haklı sebeple sona erdirilmesi bakımından değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Nişanlılık ilişkisine ilişkin uyuşmazlıklarda somut olayın özellikleri farklı hukuki sonuçlar doğurabileceğinden profesyonel hukuki destek alınması hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşımaktadır.

Av. Nihal Sarpyalçın